Murat Gülsoy: Edebiyatta 30 Yıl

Murat Gülsoy’un Yazarlık Serüveni

Can Yayınları

23.4.2019 tarihinde yazıldı.

Murat Gülsoy: Edebiyatta 30 Yıl
Okunma 2116

Nesir, şiir, deneme, anı, günlük, mektup ve tarih yazını gibi yazın türlerini harmanladığı eserleriyle Türk edebiyatında kendine has bir yer edinen Murat Gülsoy, 1967’de İstanbul’da doğdu. Orta ve lise öğrenimini Kabataş Erkek Lisesi’nde tamamlayan Gülsoy, yazın hayatına 1983-1984 yıllarında Somut dergisinde yayımlattığı deneme ve öyküleriyle başladı. Lisans derecesini Boğaziçi Üniversitesi’nde Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden alan Gülsoy, o yıllarda John Fowles ve J. D. Salinger gibi yazarların eserlerini okuyarak derinden etkilendi. Ancak yazarlığında belirleyici olan Oğuz Atay’ın eserleriyle tanışmasıydı; bu karşılaşma bir dönüm noktası oldu, “Beni de içine kabul edecek bir edebiyatımız olduğunu fark etmiştim,” diyerek daha kararlı bir şekilde kurmacaya yöneldi.

Yüksek lisansını Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden 1992’de alan Gülsoy 1990’da “Akla Ziyan Hikâye” adlı öyküsüyle Yunus Nadi Öykü yarışmasına katıldı ve üçüncülük ödülünü Aslı Erdoğan’la paylaştı. Aynı yıllarda arkadaş çevresiyle birlikte Hayalet Gemi adlı edebiyat dergisi kuran Gülsoy, bu dergide yazar ve yayın kurulu üyesi olarak çalıştı. Doktora derecesini İTÜ, Biyomedikal Mühendisliği Bölümü’nde tamamlayan yazar, 1993 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nin akademisyen kadrosuna dahil oldu. Bu dönemde Hayalet Gemi’de yayımlanan hikâyelerinin okurlar tarafından beğeniyle karşılanması, onu yazı uğraşına daha fazla ağırlık vermesi konusunda yüreklendirdi. Ve 1999 yılına gelindiğinde Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul adlı ilk kitabını yayımladı.  

Murat Gülsoy, Belki de Gerçekten İstiyorsun adındaki ikinci öykü derlemesini, yine arkadaşlarıyla birlikte kurduğu online yayıncılık organizasyonu Altkitap’ta yayımladı (2000).  Bu organizasyonda editör olarak on yıl çalışan Gülsoy, daha sonra yerini genç yazarlara bıraktı.

Gülsoy’un üçüncü öykü derlemesi, Bu Kitabı Çalın adıyla 2000’de yayımlandı. 2001’de Sait Faik Hikâye Armağanı’nı alan kitap 2007’de Almancaya çevrildi. İnsanlık durumunun irdelendiği bu öyküler metakurmacanın sınırlarında dolanmakla birlikte okurları da yaratma serüvenine dahil ederek metni yeniden-kurgulamaya çağırır. Murat Gülsoy yine bu dönemde arkadaşlarıyla birlikte Açık Radyo’da Ubor Metenga adlı edebiyat programı yapmaya başladı. 

2002’ye gelindiğinde Gülsoy o güne kadarki en deneysel öykü derlemesi olarak, öykü ile roman arasındaki sınırlarda gezinen Âlemlerin Sürekliliği’ni yayımladı. Bunu Binbir Gece Mektupları (2003) adlı öykü derlemesi ve 2004’te Yunus Nadi Roman Ödülü’nü kazanan Bu Filmin Kötü Adamı Benim adlı romanı izledi. Metin içinde metin üretilmesini tartışmaya açan,  roman türünün kurgusallığını odağına alan bu deneysel roman, eleştirmenler tarafından ilgiyle karşılandı.

2004 yılına gelindiğinde, Gülsoy Bu An’ı Daha Önce Yaşamıştım adlı öykü derlemesini ve Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık adlı, Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlediği yaratıcı yazarlık dersleri için hazırladığı notları da kapsayan edebî denemelerini yayımladı. Kurmaca ve yaratma süreciyle yakından ilgilendiğini her fırsatta ifade eden Gülsoy, Büyübozumu’nda bu konudaki deneyim ve düşüncelerini okurlarıyla paylaştı.

Gülsoy’un ikinci romanı Sevgilinin Geciken Ölümü, 2005 yılında yayımlandı. Bilinçakışı tekniğinden yararlanan, karıkoca arasındaki yıpratıcı bir ilişkiyi irdeleyen metin yer yer gerçeklik ile rüya arasındaki sınırda gezinir. Yine eleştirmenlerin övgüyle karşıladığı bu roman hazır cevaplar vermek yerine zor sorular sorması ve varoluşsal meseleleri ele almasıyla öne çıkar.

2006 yılında Kâbuslar adı altında, tasarımını kendisinin yaptığı, metni de yine kendi tasarımı olan imgelerle desteklediği online öykü derlemesini yayımlayan yazar, bireyin otomatlaşması ve modern insanın bölünmüşlüğü konularını işler.

Murat Gülsoy’un yazarlık kariyerindeki en ilgi çekici metinlerinden biri olan çoksesli İstanbul’da Bir Merhamet Haftası 2007’de yayımlandı. Bu romanda isimsiz bir yazar, bir yazı projesi için yedi arkadaşına, haftanın her bir günü için Max Ernst’in bir illüstrasyon serisinden resimler verir ve bu resimlerin onlarda uyandırdığı izlenim ve duygulardan yola çıkarak bir şeyler yazmalarını ister. Metnin sonunda yedi resim hakkında yazılmış olan 49 yazı bir araya gelerek romanın bölümlerini oluşturacaktır. Kitap Çince, Arapça, Bulgarca, Makedonca gibi birçok farklı dile çevrildi.

Gülsoy’un sonraki kitapları, “Bize Kuş Dili Öğretildi” adlı, daha önce Hayalet Gemi’de yayımlanmış bir hikâyesinin, Sercan Şengül çizimi illüstrasyonlarla işlenmiş bir grafik romanı ve 602. Gece/Kendini Fark Eden Hikâye’dir (2009). Gülsoy bu deneme kitabında kurmacanın araçlarını ve sınırlarını irdelerken gerçekçilik, modernizm ve postmodernizm arasındaki ilişkiyi sorgular. Kitap ayrıca A. Hamdi Tanpınar, Oğuz Atay ve Orhan Pamuk’un eserleri üzerine eleştirel denemelerini de içerir.

Murat Gülsoy’un dördüncü romanı Karanlığın Aynasında 2010 yılında yayımlandı. Bir hastasıyla tanışmasının ardından hayatı bütünüyle değişen bir doktorun ikilemlerini ve bunalımını anlatan roman yine hayat ile kurmaca arasındaki sınırları bulanıklaştıran bir okuma deneyimi sunar.

2012’de beşinci romanı Baba, Oğul ve Kutsal Roman’ı yayımlayan Gülsoy, bu eserinde rüya, gerçeklik ve hayal gücünü harmanlayarak yazma sürecine ışık tutar. Bu kitap Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülü’nü kazanır.

2013 yılında altıncı romanı Nisyan yayımlanır. Bunamakta olan yaşlı bir yazarın son eserini yazma çabasını gözler önüne seren bu romanı, yazar bloğunda yüz gün süreyle günce olarak kaleme almıştır. Yaşlı yazar aklının kontrolünü yitirdikçe gerçeklikle bağları da kopar ve romanda bunamaya paralel olarak gerçeküstü öğeler belirir.

Yazarın en sevilen ve beğenilen eserlerinden biri olan Gölgeler ve Hayaller Şehrinde (2014), bir mektup roman biçiminde kaleme alınmıştır. Fransız anneyle Türk babanın oğlu olan Fuat isimli bir gazetecinin günlüğünde bulunan mektupların çevirisinden oluşan roman, 1908-1909 yıllarında Osmanlı İmparatorluğu’ndaki kargaşa ortamını fon alarak, hem sosyal eşitsizliğe dikkat çeker hem de Batı’nın oryantalist bakış açısını ve Türk halkının modernleşme serüvenini sorgular. Beşir Fuat’ı konu edinen roman 2014 yılında Sedat Simavi Edebiyat Ödülü’ne layık görülmüştür.

2014 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nin Nâzım Hikmet Kültür ve Araştırma Merkezi’nin yöneticisi konumuna getirilen Murat Gülsoy’un sekizinci romanı, Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet 2016’da yayımlanır. Dört bölümden oluşan bu sıra dışı roman, ünlü yazar Jorge Luis Borges’e ithafen yazılan bir önsözden hareketle Atay, Tanpınar ve Shakespeare gibi yazarlarla metinler arası bir diyaloğa girişir.

2017 yılında yayımlanan Öyle Güzel Bir Yer ki romanında yaşadığımız dönemin yıkımını ele alırken farklı bir roman mimarisine odaklanmış, okuru zaman ve mekân kavramlarını sorgulamaya davet etmiştir.

Bugüne kadar yazdığı 18 eserin yanı sıra, Boğaziçi Üniversitesi, Biyomedikal Mühendisliği Bölümü’nde profesör unvanıyla akademisyenlik görevine devam eden Murat Gülsoy aynı zamanda Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi’nin genel yayın yönetmenliği görevini sürdürmektedir. Bunlara ek olarak 2004’ten bu yana düzenli olarak Boğaziçi Üniversitesi’nde yaratıcı yazarlık atölyeleri düzenlemektedir.

Yeni kitabı Ve Ateş Bizi Tüketiyor 2019 yılının Mart ayında raflardaki yerini alan Gülsoy, bu romanında varoluşsal arayış, benliğin gizli odalarına yolculuk ve geçmişle yüzleşme gibi temaları işliyor.

Murat Gülsoy: Edebiyatta 30. Yıl kitabına buradan erişebilirsiniz.

Murat Gülsoy

İlgili Yazılar