İlk Temas > Uzun Uzun >

Thomas Mann'la İlk Temas

Bir yazardan edineceğiniz ilk intiba, okur-yazar ilişkinizin devamını biçimlendirir. Huzurlarınızda, yazarlarla ilk temasınızda size yol gösterecek bir dizi.
Thomas Mann'la İlk Temas

Şebnem Sunar

6.6.2017

Thomas Mann, 20. yüzyıl dünya edebiyatının tartışmasız kült isimlerinden biri. Eserleri, modern edebiyatın klasikleri arasında yer alıyor. Yazarın Schopenhauer, Nietzsche ve Wagner’den etkilenen özellikle de erken dönem eserleri, sanat ve hayat, aşk ve ölüm, erotizm ve hastalık gibi karşıt görüşlerden beslenir. Olgunluk dönemi eserlerinde Mann, bu saydığımız motifleri 20. yüzyıl dünyasının düşünsel ve siyasi sorunlarıyla bezer.

Peki Nobel Ödüllü bu yazara nereden başlamalı? Thomas Mann’la ilk kez tanışacak okurlar için yardım burada:

1. Venedik’te Ölüm

Goethe’den bu yana Alman yazarları kendine çeken sıcak Güney’in büyülü şehri Venedik’teyiz. Ne var ki şehrin adı bu defa ölümle müsemma; çünkü söz konusu yazar Thomas Mann’sa ve Alman edebiyatçılarını çokça meşgul eden sanat ve sanatçı sorunsalını ele alıyorsa, ölüm kaçınılmaz demektir. Ne de olsa Thomas Mann’ın eserlerinde hayat, sanat karşısında tutunabilecek kadar direnç gösteremez: Sanat, ölümdür.

Thomas Mann’ın Birinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde yayımladığı bu uzun öyküyü Luchino Visconti 1971’de sinemaya uyarladı.

 

2. Dolandırıcı Felix Krull’un İtirafları

Venedik’ten Almanya’nın şaraplarıyla ünlü Rheingau bölgesine doğru yola koyuluyoruz. Burası, roman karakteri Felix Krull’un doğduğu yer. Bu şarap diyarından Paris’e uzanan yolculuğunda bir sahtekâr toplum içinde rahatça yükselir. Mann bu romanı yazarken, bir dönemin ünlü otel hırsızı Romanyalı Georges Manolescu’nun anılarından esinlenmiş. Yazarın, eseri 1910-1954 arasında aralıklarla yazdığı ve ilk hallerini 1922, 1923 ve 1937’de yayımladıktan sonra, kitaba bugünkü şeklini 1954’te verdiği biliniyor. Dolandırıcı Felix Krull’un İtirafları, Thomas Mann’ın son eseri.

Visconti’nin Venedik’te Ölüm’ü kadar ses getirmese de Mann’ın bu eseri de beyazperdeye yansımıştır. Yönetmen Kurt Hoffmann, romanla aynı adı taşıyan filmini 1957 yılında çekti. 1982 yılında ise Bernhard Sinkel, romanı beş bölümden oluşan bir televizyon dizisine dönüştürdü.

 

3. Buddenbrooklar: Bir Ailenin Çöküşü

Badem ezmesi sevenler buraya; çünkü şimdi Felix Krull’u bıraktığımız Paris’ten Kuzey Almanya’ya, tam olarak Lübeck’e dönüyoruz. Böylece Mann’ın son romanından ilk romanına geçiyoruz. Otobiyografik öğeler içeren bu ilk roman, saygın bir burjuva ailesinde dört neslin yaşamöyküsüne odaklanıyor. Değişen dünyanın koşullarına ayak uyduramayan bu ailenin çöküşüyle sonlanan romanda Buddenbrooklar’ın yaşadığı ev, Lübeck’te Thomas Mann Merkezi adıyla müzeye dönüştürülmüş durumda. Buddenbrook Evi’ni Mengstrasse 4, 23552 Lübeck adresinde ziyaret etmek ve Buddenbrooklar’ın salonunda gezinmek mümkün.

Thomas Mann, Buddenbrooklar’la 1929’da Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldı. Nobel demişken, Orhan Pamuk’un Cevdet Bey ve Oğulları kitabını Mann’ın Buddenbrooklar’ına bir saygı duruşu olarak okumanın mümkün olduğunu da buraya ekleyelim.

Buddenbrooklar, son olarak Heinrich Breloer tarafından 2008 yılında televizyon filmi olarak ekrana uyarlandı.

 

4. Büyülü Dağ

Kuzey Almanya’dan İsviçre’ye geldik. Hamburg’lu Hans Castorp, kısa süreliğine kuzenini ziyarete gittiği Davos’ta bir sanatoryumda, kendisinin de tedaviye ihtiyacı olduğunu öğrenerek yedi yıl kalır. Castorp’un sanatoryumda kaldığı süre boyunca biz okurlar da hastalık ve ölüm gibi deneyimler, aşk, cinsellik ve erotizm gibi unsurlar üzerinden Batı düşüncesinin karşıt kutuplarını tanırız ve bu geleneğin içinde yeşeren burjuva ahlakını sorgulamayı öğreniriz. Böylece Birinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde Batı uygarlığının çöküşünü irdeleyen Büyülü Dağ, Mann’ın artık aşina olduğumuz tüm motiflerini tek kalemde işler. Romanın izleklerinden biri de “zaman”dır ve Büyülü Dağ bu izleğe uyacak şekilde kelimenin tam anlamıyla bir çağ romanı olarak tasarlanmıştır.

Roman, 1982’de Hans W. Geißendörfer tarafında televizyona uyarlanmıştır.

 

5. Doktor Faustus

Artık yazarın ustalık eserine hazırız. Thomas Mann, bu dev eserinde tarihsel Faust mitini yeniden canlandırır ve kendi döneminin en büyük siyasi sorunu olan nasyonal sosyalizmle ilişkilendirir. Mann bu ilişkiyi, gelişkin toplum ruhunun insan bedeninde arkaik ilkelliğe teslim olması şeklinde yorumlar ve Doktor Faustus’ta estetik ruh ile burjuva yaşamı arasındaki uçurum olarak önümüze serer. Doktor Faustus, besteci Adrian Leverkühn’ün yaşamını, dostu Dr. Serenus Zeitblom’un geriye dönük perspektifinden anlatır. Romanın zamansal çerçevesi, Mann’ın da bizzat yaşadığı 1884-1945 arasına denk düşer. Bu sanatsal yöntem, Thomas Mann’a kurmaca bir biyografiyi dönemin gerçekliğiyle bir araya getirme fırsatı sunarken, Leverkühn’ün kaderi ile Almanya’nın kaderi arasında paralellik kurulmasına da olanak tanır.

Doktor Faustus da 1982 yılında filme çekilen Thomas Mann eserlerinden. Filmin yönetmeniyse Volker Schlöndorff’la beraber Teneke Trampet’in senaryosuna katkıda bulunan Franz Seitz.
Okuma Listesi
Thomas Mann

İlgili Yazılar