Erdal Abi'yi Özlemek

Faruk Duman, on birinci ölüm yıldönümünde Erdal Öz'ü anıyor.

Faruk Duman

6.5.2017

Erdal Abi'yi Özlemek

On bir yıl olmuş. Kendisinin de pek sevimsiz bulacağını bildiğim için, öyle “fazla” hüzünlü bir yazı yazmayacağım. Bu bir anma. Bir tür kadeh kaldırma diyelim.

Erdal Abi sabahları işe gelince, yukarıdaki odasına çıkarken, omzunda çantası, odaları bir bir dolaşarak herkese bir görünür, günaydınlaşır, önceki gece yeni bir fıkra işitmişse onu da anlatırdı. Ben ya bir dosyayı incelerdim ya da baskı için hazırlanan bir dosyanın düzeltilerini kontrol ediyor olurdum. “Ne o?” demeden geçmezdi. “Falancanın kitabı.” “İyi mi?” “İyi abi, de…” Omzunu kaldırır,  ee, n’aparsın, der gibi bakardı. Kendini kanıtlamış, okuruna ulaşmış bir yazarı o okurla baş başa bırakmak gerektiğini düşünürdü. Asıl yargı okurdan gelirdi…

Erdal Öz, edebiyatçı-yayıncıların son temsilcilerinden biriydi. Türkiye’de hiç satış şansı olmasa da, filanca kitabı, diyelim kırk sene önce çevrilip basılmış bir yazarı, sevdiyse, mutlaka yeniden yayımlamak isterdi. Kitabı, öncelikle kendisi merak ettiği ve okumak istediği için basmak isterdi. Can Yayınları’nın listesinin hâlâ bir seçki gibi durmasının nedeni budur.

“Peki ne anlatıyor?” “Abi aşk var, şehir, romantizm, bol yağmur…” “Güzel, ara verince uğrasana kapak seçelim…”

Yalandan bir süre bekler, sonra ara verirdim… O çoktan resim dosyalarını masaya indirmiş olurdu. Bu resimleri, yurtdışından getirttiği bol resimli kalın ciltlerden taramış, birer fotokopilerini Can’ın kareleri boyutunda keserek klasörlere koymuş, ayrıca yanlarına bilgisayardaki sıra numaralarını yazmıştı. Kolay bulunsun diye… Bu renkli fotokopilerin arasına dalıp yağmurlu sokak görüntüleri, sonra kitabına göre ağaçlar, yılanlar, portreler, yanardağlar, soyut bir şeyler, kadeh resimleri, tahta banklar, atlılar, dağ sıraları… Aklınıza ne gelirse artık, kitabına yakışacak görseller arardık.

Arada, aklına birden gelmiş gibi, “Falanca yazarı hiç okudun mu,” diye sorardı. “Yani abi okudum da…” “Anladım…”

Yaşamayı çok severdi. Yaşamayı Nasıl Özledim Bilsen! kitabındaki mektupların başlığını biraz da bu nedenle öyle koyduk. Biraz coşku, biraz isyan, biraz da endişe. Bu üçü olmadığı zaman, yaşamın tadı da çıkmaz. İnsan dünyaya bir kere gelir, bunu sevgisiz, korkusuz, acısız, isyansız ve sevinçsiz geçirmek büyük kayıptır.

Erdal Abi’yi kalabalıkta son görüşüm, bir kitabımızın lansmanına rastlamıştı. Elinde cılız bir kadeh vardı, bunu binde bir götürüyordu ağzına. Gözleri biraz büyümüştü. Ama ölüm korkusundan değil, yaşamayı bir gün daha özlemiş olmanın verdiği endişedendi bu. Özlemle, yanımızda hissederek anıyoruz.

Erdal Öz

İlgili Yazılar